GiTaR'ıN aĞLaYıŞı
4/4/2008 ·
Gitarların ağlayışını duydun mu hiç?
Ama nerden duyacaksın ki...
Onlar senin için sadece bir eşya.
Ama değiller, hiçbir zaman olmadılar.
Metal veya Rockdinler misin?
Cevabın "Hayır" galiba.
Tamam dinleme sana zorla dinleten yok.
Ama sana bir şeylerden bahsedeceğim...
Bazı gruplar vardı mistik olayları anlatır,
Bazıları ölen sevgiliyi,
Bazısı ise atalarını,
Ama sen ve etrafındaki çoğu insan onları hep aynı şekilde değerlendirdin...
"Satanist", "Eroinman" vs...
Nerden biliyorsun?
Hiç aralarına katıldın mı?
Ya da zahmete girip araştırdın mı?
Ordan oturduğun yerden ahkâm kesmek kolay...
Tamam, sert müzik yapıyorlar...
Tamam, bazı kötü örnekleri var.
Ama nerden biliyorsun hepsinin öyle olduğunu.
Bir olay anlatacağım sana;
Grup konserdedir, sert bir şarkı,
Her şey gayet sert,
Brutal lokaller,
Eski sevgiliye olan kin,
Bağırış çağırış,
Ama bir an gelir hepsi susar,
Herkes geri çekilir, meydan gitariste kalır.
Gitarist başını öne eğer,
Saçları yüzünün görülmesini engeller.
Sonra solosuna başlar,
Solosunu girerken gözünden bir damla yaş akar,
Sonra bir damla daha
Ve devam eder gitarist ağlar.
Gitarist ağladıkça elindeki gitara daha içten odaklanır
Ve gitarıda ağlamaya başlar.
İkiside ağlar, ağlar, ağlar...
Onları anlayanlarda fena olur,
Bazıları gözyaşlarıyla eşlik eder.
Şu satırları yazarken bende ağlarım.
Soruyorum sana;
Ben o ağlayan gitaristim,
Ya da seyircilerden biriyim,
Hatta o ağlayan elektrogitarım...
Ne diyorsun bana;
"Satanist" mi? "Ağlama" mı?
Yorum (0) Yorum yaz!
DuMaN Biyografisi ve Resimleri
5/3/2008 ·
Doksanlı yıllarin başlarında müzik yaşantilarına başlayan grup elemanlarından Kaan Tangöze (Vokal) ögrenim görmek amacı ile gittiği Seattle'da müzik yaşamına devam etti ve oradayken Türkiye'de çıkarmak istediği albüm için parçalarını hazırladı. Türkiye'de bulunan grubu Mad Madame ile Saettle ve Los Angeles'da yayınlanan toplama albümlerde yer aldi. Türkiye'ye döndüğünde Blue Blues Band ile beraber çalışan Batuhan Mutlugil'i (Gitar) ve Ari Barokas (Bas Gitar) ile beraber çaldıklari Mad Madame grubuna dahil ederek DUMAN isminde şimdiki gruplarini kurdular.
Böylece DUMAN "Eski Köprünün Altında" isimli albümleri ile büyük bir dinleyici kitlesinede ulaşmayı başardı. Çoğunlukla davulcu sorunu yaşayan grup bir çok isimle beraber çalıştı ama çoğunlukla albüm ve konserlerinde Türkiye'nin en basarili isimlerinden Alen Konakoğlu (Davul) eşlik etti. Özellikle "Belki Alışman Lazım" isimli albümden sonra stüdyo ve konser çalışmaların Alen Konakoğlu DUMAN grubunun 4. ismi oldu.
DUMAN hayranlari büyük bir sabırsızlıkla beklediği, ve grubun tam bir titizlikle hazırladıkları "Belki Alışman Lazım" isimli albüm, "Eski Köprünün Altında" isimli ilk albüme göre biraz daha melankolik bir albüm. İlk albümde bulunan daha eğlenceli parçalar yerini tamamen daha hüzünlü ifadeler ve Kaan'ın sesiyle bütünleşti. Aşk, umutsuzluk ve hüzün temasi disinda "Masal" isimli parçada Adnan Menderes ve Deniz Gezmiş'in asılmalarına eleştirili bir yaklaşimda bulunmuş.
Sezen Aksu'nun daha önce seslendirdiği "Her Seyi Yak" isimli parça ise Kaan'ın yorumu ile birkez daha alışılmış bir DUMAN tadı verdi ve çıkış parçası oldu. Umarız bir sonraki albümlerini daha kısa zaman içerisinde çıkararak hayranlarını yeni bir albümle sevindirebilirler.



Yorum (2) Yorum yaz!
eFSuN Biyografi ve Resimler
5/3/2008 ·
Efsun’un temelleri 1996 yılında Gülay Boyalar ve Özer Dönerkaya’nın Kemancı Rock Barda Pandora grubuyla cover yaparken tanışmasıyla atıldı. Müzikal beğeni ve söylemlerinin uyumluluğunu keşfederek, birlikte beste çalışmaları yapmaya karar verdiler.
2004 yılı başlarında üzerinde çalıştıkları besteleri sahnede seslendirmek ve sonrasında bir albüm yayınlamak amacıyla yola çıkan Gülay Boyalar (vokal-gitar) ve Özer Dönerkaya (gitar-geri vokal), kendilerine farsça da “büyü” anlamına gelen Efsun ismini seçti. Aynı yıl içinde, bas gitarda Tuna Erden ve davulda Ethem Uysal’ın katılımıyla Efsun grubu son halini almış oldu.
Gülay Boyalar; müzikle ilgisinin dinleyicilikten öte olduğunu keşfedince şan ve gitar dersleri almaya başladı. Çeşitli barlarda gitar çalıp şarkı söyleyerek müzik dünyasına profesyonel anlamda adım attı. Yıldız Teknik Üniversitesi’nde Makine mühendisliği eğitimi alan Gülay Boyalar üniversite eğitimi süresince İstanbul Devlet Tiyatrosu ’nda “Yaşar ne yaşar ne yaşamaz” adlı oyunda korist-dansçı olarak yeraldı. Daha sonraları bir kaç farklı müzik gurubu deneyiminden sonra 1996 yılında Pandora grubuyla, Kemancı, Rockhouse, Hayal Kahvesi gibi mekanlarda sahne almaya başladı. Reklam müziği, belgesel ve tanıtım filmlerinde, vokal ve seslendirme yaptı.
Özer Dönerkaya; ilkokul sıralarında mandolin ve gitar çalarak müziğe başladı.
Kabataş Erkek Lisesi’nde okul korosunda görev aldı. Mimar Sinan Üniversitesi’ nde Mimarlık eğitimi alan Özer Dönerkaya, üniversite eğitimi sırasında Pandora gurubuyla çeşitli rock barlarda sahne almaya başladı. Gruba 1996 yılında vokalist olarak Gülay Boyalar’ın girmesiyle ilk önemli beste çalışmalarını birlikte yapmaya başladılar. Daha sonraları Circus gibi başka cover projeleri de gerçekleştiren Özer Dönerkaya gelişen müzik teknolojilerini takip ederek bilgisayar ortamında müzik yapımı ve kayıt sistemleri konusunda deneyim kazandı. Reklam ve tanıtım filmlerine özgün müzik yaptı. 2004 yılında Efsun’un ilk albümü olacak duy sesimi’nin aranjelerini bilgisayar ortamında hazırladı ve Gülay Boyalar’la birlikte, besteleri seslendirecek Efsun ekibini oluşturdular.
Efsun 2004 yılında kurulduktan hemen sonra Hayal Kahvesi başta olmak üzere My Moon Bar, Old City gibi çeşitli mekanlarda sahne almaya başladı. Stüdyo live, Bursa Resimli Bar, Depo gibi mekanlarda konserler verdi. Besteleri ve kendi tarzlarında yorumladıkları cover repertuarlarıyla oldukça ilgi çeken grup, kısa süre sonra, 2005 kış aylarında albüm kaydına girdi. 2006 başlarında kayıtlarını bitiren Efsun, mastering, görsel tasarım, video klip ve tanıtımla ilgili hazırlıklarını özenle tamamlayarak 2006 eylül ayında makeR arts etiketiyle ilk albümleri duy sesimi’yi müzikseverlerle buluşturdu.


Yorum (1) Yorum yaz!
Evanescence Biyografisi ve Resimleri
5/3/2008 ·
Amerikalı Alternative Rock grubu. 1998 yılında Arkansas da vokalist Amy Lynn Lee ve gitarist Ben Moody tarafından kuruldu. Sınırlı sayıda basılan iki albümden sonra 2003 yılında ilk albümleri olarak sayılabilecek "Fallen" isimli albüm yayımladılar. Fallen albümü ile büyük bir çıkış yakalayıp birçok ödül kazandılar. Kasım 2004 yılında Wind-Up şirketi tarafından Evanescence grubunun ilk konser albümü "Anywhere But Home" albümünü yayımlandı. (Albümde bir de Korn grubunun "Thoughtless" şarkısının cover'ı bulunuyordu.) 3 yıl aradan sonra 3 Ekim 2006 tarihinde prodüktörlüğünü Dave Fortman ın yaptığı, Los Angeles'daki The Record Plant Stüdyoları'nda kaydedilip, Ocean Way Stüdyolarında Mixlenen ve yine Wind-Up Records şirketinden çıkan "The Open Door" isimli şimdiye kadar yapılan son albümü yayımladılar... Evanescence grubu önce Childish gibi isimler kullansa da daha sonra duman gibi kaybolmak, yokolmak, buharlaşmak gibi anlamlara gelen Evanescence isminde karar kıldılar.


Yorum (0) Yorum yaz!
Teoman Biyografi ve Resimleri
5/3/2008 ·
20 Kasım 1967´de Giresun Alucra´da dünyaya gelen Teoman Yakupoğlu, Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji bölümünden mezun.İstanbul Üniversitesi Kadın Araştırmaları bölümünde masterini tamamlayan Teoman, ilk müzik grubu Indians´ı 1986 yılında arkadaşlarıyla birlikte kurdu ve uzun yıllar bu grubun solistliğini yaptı.Bir çok konser ve kayıt çalışmalarının ardından, grubun dağılması ile birlikte çeşitli sanatçıların albümlerinde ve bir çok grupta solist olarak yer aldı.
1996 yılında Roxy´de gerçekleştirilen 'Roxy Müzik Yarışması' nda, ilk solo albümünde de yer alan 'Ne Ekmek ne de Su' ve 'Yollar' isimli parçalarıyla 'en iyi beste' ve 'en iyi grup' ödüllerini aldı. Teoman 1996 yılında ilk albümü 'Teoman'ı İstanbul Plak’dan çıkardı. 1998 yılında piyasaya çıkan 'O' isimli ikinci albümünde NR1 Müzik ile çalışmaya başlayan Teoman, üçüncü albümü 'Onyedi' de yine NR1 Müzik etiketini taşıyor. Albümlerinde yer alan şarkıların birçoğunu kendi yazıp besteleyen Teoman, 'O' ve 'Onyedi' isimli albümlerinde Prodüktör olarak Rıza Erekli ile çalıştı.
'O' isimli albümde Orhan Atasoy ve Ercüment Vural´ın unutulmaz bestesi 'Gemiler'i ve üçüncü albümü 'Onyedi' de yer alan Ajda Pekkan´ın klasikleşmiş şarkısı 'Uykusuz her Gece'yi ve Bora Ayanoğlu´nun 'O Yaz' isimli şarkısını yeniden yorumladı ve dinleyicilere tekrar sevdirdi.Teoman, müzik çalışmalarından arta kalan zamanlarında kitap okumayı, sinemaya gitmeyi, yazı yazmayı, arkadaşlarıyla vakit geçirmeyi ve müzik dinlemeyi seviyor


Yorum (0) Yorum yaz!
Barış Akarsu Biyografi ve Resimler
5/3/2008 ·
29 Haziran 1979 da Zonguldak'ta dünyaya gelir. Annesi Hatice Hanım ve Babası Selahattin Bey'dir.
İlk, orta, lise eğitimini küçük yaşlarda yerleştikleri Amasra'da tamamlar. Lisedeyken yelken sporuna gönül verir ve bu sporu Amasra Yelken Klübü'nde profesyonel olarak yapmaya karar verir.
Müziğe ilgisi küçük yaşlarda başlar. İlkokuldayken elinde blok flüt sokakta dolaştığını söyler. Ama esas müzikle tanışması Amasra'ya gelen müzisyenlerden etkilenerek çalmayı öğrendiği klavye gitar ve mızıkası iledir. Evlerinde Ruhi Su, Cem Karaca sürekli dinlenen sanatçılardır. Barış Akarsu, o dönemlerde dinlemeye başladığı 70'lerin 80'lerin rock, hard rock ve heavy metal grup ve sanatçılarını hala dinlemeye devam eder.
Antalya'da animatörlük ve müzisyenlikten sonra Karadeniz Ereğlisi'ne gelerek burada 4 yıl boyunca çesitli barlarda, yerel televizyon ve radyolarda programlar yapar. Bu dönemde televizyonda gördüğü Akademi Türkiye yarışmasının tanıtım reklamları dikkatini çeker ve bu yarışmaya katılır.
2004 Temmuzda Akademi Türkiye Yarışmasını 1. olarak tamamlar. Yarışmadan sonra uzun süredir gelmeyi ve yaşamayı düşündüğü İstanbul'a yerleşir ve müzik çalışmalarına burada devam eder. Akademi Türkiye Yarışmasından hemen sonra yurdun dört bir yanında sayısı 100'ü geçen çesitli konserler verir.
14 Ocak 2005'te Seyhan Müzik'ten Sedar Öztop'un prodüktörlüğü ile yaptığı ilk albümü Islak Islak’ı piyasaya çıkarır. Bu albümden aynı yıl içerisinde Islak Islak, Kimdir O ve Amasra parçalarına klip çeker ve bunlar televizyonlarda müzik kanallarında yayınlanır.
17 Ağustos 2006 da Seyhan Müzik etiketli aranjör ve yönetmenliğini Ayhan Onurtaş,Ergin Altınel ve Ercüneyt Özdemir in yaptığı "Düşmeden Bulutlara Koşmak Gerek" isimli ikinci albümü çıkardı. İlk klip parçasını da albümün ilk parçası olan "Vurdum en dibe kadar" isimli çıkış parçasına çekti.
2006 yazında başladığı "Yalancı Yarim" dizisi ile gönüllere taht kurdu. Oynadığı "Tarık" karakteriyle müzisyenliğinin yanında oyunculuktada iddialı olduğunu gösterdi.
2007 Kral Tv Video Müzik Ödüllerinden En iyi Rock Sanatçısı Ödülünü aldı. Ayrıca Barış Akarsu, USDER tarafından "sosyal kalnma ve dayanışmaya verdikleri öneme göre" verilen ödüllerde "Rock Dalında En İyi Şarkıcı Ödülü'nü" , FUTURE dergisinin "Yılın En Sevilen Rock Sanatçısı Ödülü'nü" ve "CEM KARACA Özel Ödülü'nü" aldı.
Ve Bodrum'da geçirdiği trafik kazası sonucu 6 günlük uzun bekleyişin ardından komadan çıkamayarak 4 Temmuz 2007 gecesi hayatını kaybetti!..


Yorum (0) Yorum yaz!
Şebnem Ferah Biyografi ve Resimler
5/3/2008 ·
Şebnem 12 Nisan 1972'de Yalova'da doğdu. Evin en küçük çocuğuydu ve ona hep ya tiyatrocu ya da şarkıcı olacak gözüyle bakılıyordu çünkü ailesine gösteriler yapıp onları güldürmeye bayılıyordu. 5 yaşına geldiğinde en büyük hayali keman dersleri almaktı ama uygun bir öğretmen bulamadıklarından babası ona küçük bir keyboard aldı ve Şebnem de duyduğu her melodiyi çalmaya çalışarak kendi kendini eğitmeye başladı. İlkokul dönemlerinde ise Yalova'da ne kadar müzikal etkinlik ve kurs varsa hemen hepsine katıldı.Sabahları okuluna gidip; öğleden sonraları önlüğünü bile çıkarmadan sokaklarda oynayarak ilköğrenimini tamamladı ve kolej sınavlarına girip Bursa Koleji'nde yatılı öğrenci oldu...
Artık daha disiplinli bir hayatla karşı karşıyaydı ve okulu sosyal faaliyetler açısından pek zengin değildi. Bu yüzden derslerinin dışında zamanını paylaşacağı iyi bir arkadaşa ihtiyacı vardı ve işte o yıllarda müzik Şebnem'in hayatında hobi olmaktan çıkıp vazgeçilmez oldu.
Önce okulunun müzik grubunda sonra da çeşitli gruplarda solistlik yapmaya başladı. ''Gitar da çalabilsem keşke...'' deyip gitar dersleri almaya başladı. Çok hızlı öğreniyor ve öğrendiklerine yenilerini katmak için sevdiği şarkıların gitarlarını çalmaya çalışıyordu... Derken kendi grubunu kurmaya karar verdi. Bu grupta şarkı söyleyecek ve gitar çalacaktı. Fikirlerini, yakın hissettiği ve müzikle ilgilenen bazı arkadaşlarıyla paylaştı. İşte bir çok müzik dinleyicisinin hatırlayacağı Volvox böylece kurulmuş oldu... O dönemlerde kendi yaşındaki kız arkadaşlarının çoğu; ruj,oje gibi şeylerle ilgilenmeye başlamıştı. O ise gitar, gitar amfisi, kablo, distortion pedalı gibi şeylerle haşır neşirdi...
Şebnem o zamana kadar derslerinden hep yüksek notlar alırdı fakat birden bire eskiden 7, 8, 9, 10 aldığı derslerden; 0, 1, 2, gibi notlar almaya başladı. Okul idaresi; ailesini okula çağırıp çocuklarının müzik çalışmalarını derhal bırakması gerektiğini söylediler. Neyse ki Şebnem'in anne ve babası çocuklarının toparlanacağına inandıklarını söyleyerek; müziği Şebnem'in hayatından çıkarmak yerine kararı kendisine bıraktılar.
Şebnem, özel bir okulda okuduğunun bilincindeydi. Üniversite sınavları da yaklaşıyordu ve ailesini üzmek ya da hayal kırıklığına uğratmak istemiyordu. ''Ben nasıl olsa bir şekilde müziğime devam ederim!'' deyip kendini üniversite sınavı sendromunun içine attı. Matematiği seviyordu; işletme, ekonomi gibi bölümlerin kendine uygun olduğuna inanıp tercihini bu yönde kullandı.
ORTA DOĞU TEKNİK ÜNİVERSİTESİ-EKONOMİ BÖLÜMÜ'ne girdiğinde okulunu çok sevdi. Ama Volvox'taki bütün arkadaşları İstanbul'daydı ve bu yüzden biraz buruktu... Olsundu... Sabahları okuluna gidiyor; akşamları eve geldiğinde de her gün sevdiği bir albümü dinleyip gitarlarını ve vokallerini etüt ediyordu. Bu en az 4 saatini alıyordu ve geriye ders çalışacak zaman kalmıyordu. Şebnem ODTÜ'deki ilk yılını gayet iyi bir ortalamayla bitirdi. İkinci yıl başladığında ise okulunun müzik çalışmalarına engel olduğu düşüncesine kapıldı! Tüm zamanını müzikle geçirmek istiyordu. Ama ne yapacaktı? Okulu mu bırakacaktı???
Bunları düşündüğü zaman keyfi kaçıyordu, bu yüzden okuldaki ikinci yıl daha zor geçiyordu... Derken bir gece kararını verdi: İstanbul'a gidecek,arkadaşlarıyla bir araya gelip müzik yapacaktı. Karar verebildiği için içi rahattı ama ufak bir problem vardı. Şebnem'in annesi ve babası müzik çalışmalarına o güne dek hiç ses çıkarmamışlar hatta destek olmuşlardı. Annesini ikna edebileceğini biliyordu ama anlayışlı olduğu kadar otoriter de olan babasına bu durumu nasıl anlatacaktı? ''Babacım ben ODTÜ’yü bırakıp İstanbul'a yerleşmek istiyorum. Gitar çalıp şarkı söyleyeceğim. Ne olacağı belli olmaz, hiçbir garantiden sözedemem...'' mi diyecekti??? Ne de olsa her anne, baba çocuğunun geleceğini garanti altına almak isterdi ve bunlar kulağa pek de sağlam gelmiyordu.
Aynı hafta sonu Şebnem düşüncelerini ailesi ile paylaştı. Tahmin ettiği gibi annesi konuya daha ılımlı yaklaştı. Şimdi babasının ağzından çıkan kelimeleri bekliyordu. Hoş... Bir kez kararını vermişti...
Şebnem'in babası o kadar değerli ve tatlı bir babaydı ki ;''insan ancak çok sevdiği şeyleri yaparsa mutlu ve başarılı olur...'' deyip kızına belki hayatı boyunca alacağı en kıymetli dersi verdi...
Şebnem hiç vakit kaybetmeden valizlerini toplayıp İstanbul'a geldi. Volvox'la çeşitli rock barlarda çalmaya başladılar. Kendine bir ev tuttu. Hem müzik yapıyordu; hem de kendi ayakları üzerinde duruyordu; çoook mutluydu. Bazen haftada 5 gece çalıyorlardı ama hiç sıkılmıyordu; ta ki kendi şarkılarını söylemek isteyene kadar...
Çocuk denebilecek yaşlarda kurulan Volvox'un her bir elemanı hayatına yön vermek durumundaydı çünkü aradan uzun zaman geçmiş; tercihleri, öncelikleri değişmişti. Bazıları müziğe devam etti; bazıları ise hayatlarında yeni sayfalar açtılar... Böylece her elemanı için inanılmaz bir tecrübe ve adeta okul olan Volvox dönemi kapanmış oldu..
İşte bundan sonra Şebnem evine kapanıp yazmakta olduğu şarkıları tamamladı ve ilk albümü KADIN'ı müzikseverlerin beğenisine sundu. KADIN; müzikal açıdan bir çok ilki bünyesinde barındırıyordu. Albüm kısa sürede geniş bir dinleyici kitlesine ulaştı. Sahne performansı açısından zaten tecrübeli sayılabilecek Şebnem, bu başarısını albüm konserleriyle daha da büyüttü.
Sonraları; yeni şarkılar yapmaya başladı. Bu şarkılar Şebnem'in çıkaracağı ARTIK KISA CÜMLELER KURUYORUM ve PERDELER albümlerinin içeriğini oluşturacak; Şebnem popüler olmak için çabalamak yerine ilk albümünde tanışıp ilişki kurduğu dinleyici kitlesiyle büyümeyi deneyecekti. Bu tavrı zaman içinde Şebnem'in kendi kitlesini oluşturmasında etkili oldu. Sadece sevdiği işi yapmak niyetindeydi. Dinleyici kitlesinin beklentilerini karşılamaya çalışırken bir diğer taraftan da bunun kendi özgürlük alanını daraltmaması için uğraşıyordu, çünkü hep içinden geleni yapmak istiyordu ve bunun tüm olası sonuçlarıyla yüzleşmeye de hazırdı. Şebnem'in ülkemizdeki müzik endüstrisinin genel gerekliliklerinden farklı hatta aykırı yapısı; aynı zamanda besteciliği ve şarkıcılığı, yine zaman içinde sayısız başarılara imza atan ünlü prodüktör ARİF MARDİN'in bile dikkatini çekecek; bu gibi şeyler de Şebnem'e hiçbir şeyle kıyaslanmayacak kadar büyük mutluluk verecekti. Çünkü o manevi olarak tatmin olmadığı zaman gerisiyle hiç ilgilenmiyor, ancak içi rahatsa kendini başarılı hissediyordu.
Çok yakından takip edenler bileceklerdir; hayat Şebnem'e son yıllarda ailevi açıdan arka arkaya ağır tecrübeler de yaşattı. O da biraz yorgun olduğunu farkedip herşeye bir süre için ara verdi. Durdu. Olanı, biteni idrak edip sindirmeye çalıştı.
Zaman geçti... Yeniden gitarını aldı ve yeni şarkılar yazdı. Stüdyoya girip bu şarkıları arkadaşlarıyla birlikte kaydetti. Albümün adını KELİMELER YETSE... koydu. Artık daha sağlam, daha cesur hissediyordu. Heyecanını, inancını kaybetmeden müzik yapmaya devam edebildiği için kendini şanslı hissediyordu. Müziğin; müzisyenler ve dinleyiciler arasında bir çeşit AŞK ilişkisi olduğuna inanıp; aşkını taze tutmaya çalışan bir sevgili gibi hissediyordu... Tutku dolu, değer veren...


Yorum (2) Yorum yaz!
Gripin Biyografi ve Resimler
5/3/2008 ·
09-11-1978 tarihinde doğan S. Birol Namoğlu, amatör müziğe İSTEK Kemal Atatürk lisesinde okurken Emir Işılay ve Murat Emre ile beraber kurdukları lise grubunda vokalistlik yaparak başladı. Bu grupla lise festivallerinde çaldı.
1998 yılında Serdar Derekoy ve Mustafa Keçeli ile beraber kurduğu Yanki grubu ile Boğaziçi Üniversitesi 1. Amatör müzik yarışmasında en iyi erkek solist ödülünü, Yanki grubu da en iyi performans, en iyi grup ve jüri özel ödüllerini aldı. 1999'da Evren Gülçığ ile beraber Gripin'i kurdu.
06-09-77 tarihinde doğan Evren Gülçığ, 1993 yılında Şişli Terakki Lisesi'ndeki grubuyla Altın Mikrofon 2.lik ödülünü aldı. 1994-1995 arasında Emir Işılay ile kurduğu Pharoh isimli grupta gitar caldı. 1997 yılında Birol Namoğlu ile beraber “İsmi Lazım Değil” bir grupta gitar çaldı. 1997-1998 yılları arasında bir yandan Pera Güzel Sanatlar 'da caz armonisi eğitimi alırken bir yandan tiyatro müzikleri hazırladı. 1999 da Birol Namoğlu ile beraber Gripin'i kurdu.
21-02-1982 tarihinde doğan Arda İnceoğlu, amatör müzik hayatına Evrim Lisesi'nde başladı. Lise konserleri ve yarışmalara katıldı. 2001 yılında Kung fu ile çalışmaya başladı. Kung Fu ile birçok konser ve festivaller ile beraber Line ve Kadıköy Budha Bar'da çaldi. 2002 yılı yazında Gripin'e geldi.
26-12-1981 tarihinde doğan Murat Başdoğan, amatör müzik hayatına Şişli Terakki Lisesi`nde başlayan bir diğer Gripin üyesi olan Murat, Krem Sedef ile beraber kurduğu Popcorn adlı okul grubuyla birçok lise festivalinde sahneye çıktı. 2001 yılında kendini aniden Gripin'de buldu.
22-05-1980 tarihinde doğan İlker Baliç, Kadıköy Anadolu Lisesi Grubu şeklinde kurdukları kung fu ile 9 sene çaldı

Yorum (6) Yorum yaz!
MFÖ Biyografi ve Resimler
5/3/2008 ·


Türkiye’nin en önemli ve köklü grubu olan MFÖ, müzik dünyamıza tümüyle kendilerine ait söz ve bestelerden oluşan albümleri, yurtiçi ve yurtdışı konserleri ve aldıkları sayısız ödüller ve getirmiş oldukları yeniliklerle pop müzik tarihinin simgesi olmuşlardır.
1966 yılında Mazhar Alanson ve Fuat Güner’in tanışmaları ile başlayan beraberlik 1971 yılında ikilinin çıkardıkları “TÜRKÜZ TÜRKÜ ÇAĞIRIRIZ” adlı albümle devam etmiş ve aynı yıl Özkan Uğur’un da katılması ile “MFÖ” nün 25 yılı aşan birlikteliklerinin ilk temeli atılmıştır. 1970 ‘li yılların ortalarında “İPUCU 5” lisi olarak çıkardıkları “HEYECANLI ÇOK HEYECANLIYIM” adlı parça ile Türkiye’de yapılmış ilk klip çalışmasını gerçekleştirmişlerdir.
MFÖ en önemli çıkışını 1984 yılında “Ele Güne Karşı” albümüyle yaptı. Aynı adlı şarkı, o sene yılın şarkısı seçildi. Bunu, 1985 yılında “Peki Peki Anladık”, 1986 yılında “Vak The Rock”, 1987 yılında “No Problem”, 1989 yılında “Best of MFÖ”, 1990 yılında “Geldiler”, 1992 yılında “Agannaga” ve “Dönmem Yolundan”, 1995 yılında Rock sound’u ağırlıklı “M.V.A.B” izledi. 1985 ve 1988 yıllarında ülkemizi Eurovision şarkı yarışmasında başarı ile temsil eden Grubun üyeleri kariyerlerinde solo albüm çalışmaları dışında film, tiyaro, reklam ve TV dizilerinde de oldukça başarılı çalışmalara imza atmışlardır. Ancak grup üyeleri hiçbir zaman tek başına sahne performansı sergilemeyi seçmemiş, bugüne kadar MFÖ olarak sahne almışlardır.
Geçtiğimiz sene yapılan iki plak anlaşması gereği grubun koleksiyon şeklindeki albümün 2 şarkılık singl’I Temmuz ayında satışa sunulmuştur. Collection Albümü ise Ekim ayı gibi dinleyicisiyle buluşacak ve de tamamıyla yeni parçalardan oluşacak 2.albüm ise 2004’ün başlarında müzik marketlerdeki yerini alacaktır.
Yorum (1) Yorum yaz!
« Önceki :: Sonraki »

